155. İngiltere Haberleri

Posted by admin on Temmuz 20th, 2009

1- İşsizlik ve İngiltere

LONDRA -AA- İngiliz yayın kuruluşu BBC’nin araştırma kurumu ComRes’e yaptırdığı anketin sonuçları, ülkede yaşayan her üç kişiden ikisinin ya işsiz kaldığı ya da işsiz kalan birini tanıdığını ortaya koydu.
Ekonomik krizin başlamasından bu yana işsiz kaldığını ya da işsiz kalan birini tanıdığını belirtenlerin oranı genelde yüzde 67 olarak belirlenirken, bu oran Kuzey İrlanda gibi refahın daha düşük seviyede bulunduğu bölgelerde yüzde 87′ye kadar yükseldi. Krizden en az etkilenen İngiliz sanayisinin merkezi durumundaki kuzey İngiltere’de bile söz konusu oran yüzde 60 olarak belirlendi.
BBC’nin anketine katılan her 10 İngiliz’den 4′ü ise mevcut ekonomik ortamda işini kaybetmekten korktuğunu dile getirdi.
Anket sonuçları yaşanan kaygılara rağmen halkın yüzde 52’sinin ekonominin bir süre daha iyiye gitmeyeceğini düşünmesine rağmen, daha kötüsünü de beklemediğini ortaya koydu. Daha kötüsünü bekleyenlerin oranı ise yüzde 34 olarak belirlendi. Halkın sadece yüzde 12’sinin ekonomik şartların düzelme göstermeye başlayacağına dair bir iyimserlik taşıdıkları bildirildi.
Anketörler halkın ekonomik duruma bakışını yaş ve sosyal gruplara g öre de ayrıştırdı. Buna göre yaşlı ve gelir düzeyi düşük gruba mensup kişilerin toplumun en karamsar kesimini oluşturdukları belirtildi.
65 yaş ve üzerindeki İngilizler’in sadece yüzde 12’sinin önümüzdeki yıl finansal durumlarının daha iyi olacağına inandıkları ifade edildi.
Bu oranın 18-24 yaş grubu içinse yüzde 36 olarak belirlendiği kaydedildi.
İngiliz halkının yüzde 69′u işlerini kaybetme ihtimallerini bir “felaket” olarak yorumlarken, bu oran 25-34 yaş grubunda yüzde 88′e kadar yükseldi. İşsiz kalma ihtimalinin sonuçlarının en az korkuttuğu yaş grubu ise çoğunu emeklilerin oluşturduğu 65 yaş ve üzeri İngilizler oldu.
Bu grupta işsiz kalma ihtimalinden korkanların oranı yüzde 35 olarak belirlendi.
İngilizler’in yüzde 75′i krize önlem olarak daha az harcama yolunu seçtiğini, yüzde 63′ü alış-veriş yapmaktan kaçındığını, y üzde 51′i ise kredi kartlarını daha az kullanmaya çalıştığını ifade etti.
Yüzde 46 oranındaki İngiliz’in daha çok parayı “kara günler i çin kenara koyma çabasına girdiğini” belirtirken, uzmanlar ise bunun İngiliz halkının borçla da olsa yüksek harcama yapma kötü alışkanlığından vazgeçişin ilk işaretlerini verdiğini belirtti.
Halkın yüzde 50’si hükümetin ekonomiyi dengede tutabilmek adına borçlanmayı sürdüreceği tahmininde bulunurken, halkın yüzde 31′i ise, eğer bir ekonomik toparlanma sağlanacaksa bunun, ancak dünyadaki bütün hükümetlerin ortak çabasıyla mümkün olacağına inandığını belirtti.
Ekonomik toparlanmanın sadece İngiliz hükümetinin alacağı önlemlerle mümkün olabileceğine inananların oranı ise yüzde 21 olarak ortaya çıktı.
Halkın ekonomik toparlanma işareti olarak yorumladığı gelişmelere de dikkati çeken BBC araştırması, yüzde 70 oranındaki kesimin harcamanın artması , yüzde 69′luk bir kesimin ev fiyatlarının artması ve yüzde 68′lik bir kesimin de borsadaki yükselişi ekonomik toparlanma işareti olarak gördüğüne işaret etti.

2- İngiliz Hükümeti’nin baş edemediği protestocu

Küçük kamp çadırının yanında Irak ve Afganistan’da öldürülen masum insanların fotoğraflarının sergilendiği alanda görüşmek istediğimiz Brian Haw’ı, kafasındaki bir kask, sandalyesine oturmuş, bir yandan sigara içerken diğer taraftan gazetesini okurken görüyoruz. Çadırın hemen önünde, parlamentonun önünden geçen turistlerin şaşkınlıkla baktığı ve ne söylediğini anlamaya çalıştığı bir kadın, elindeki hoparlörlerden hükümeti protesto ediyor.

Irak’a karşı uygulanan yaptırımlar nedeniyle yüz binlerce Iraklı çocuğun ilaç ve gıda yardımı alamadığı için hayatını kaybetmesi üzerine, 2 Haziran 2001′de İngiltere parlamentosunun karşısında düzenlediği protesto gösterisiyle adını duyurdu. Parlamentonun karşısında kurduğu çadırda, ABD ve İngiltere’nin katlettiği masum insanlar için protestosunu sürdüren Brian Haw, 11 Eylül saldırılarından sonra ABD ve İngiltere “Teröre Karşı Savaş” başlatırken, “ABD ve İngiliz diktatörlüklerine” kampanya başlattı. 

8 YILDIR PARLAMENTONUN KARŞISINDA YAŞIYOR
Tam 8 yıldır İngiltere parlamentosunun karşısında kurduğu küçük çadırda yaşayan Haw, çadır evinin yanına diktiği Filistin ve Irak bayraklarıyla kendi deyimiyle ‘diktatörlüğe karşı mücadele’ ediyor. 2002 yılında Tony Blair Hükümeti’nin Haw’ın parlamento binasının önünden uzaklaştırma çabaları, mahkemeden döndü ve mahkeme, “Haw’ın taşıdığı pankartların reklam olmadığı ve konuşma özgürlüğünü kullandığına” karar verdi. 

“BLAIR BİR YALANCI”
Irak’ın işgalinden sonra Tony Bliar’e yönelik başlattığı “Blair is a liar” (Blair bir yalancı) sloganı büyük ilgi gördü. İngiltere’deki savaş karşıtları arasında bir hayli popüler olan ve dünyanın birçok yerinden destek alan Haw, 2005 yılında hükümetin çıkardığı yeni bir kanunla parlamento karşısındaki alandan atılmak istendi, ancak mahkeme Haw’ın çıkarılan kanun kapsamına girmediğini bildirdi. Mahkemenin bu kararını bir üst mahkemeye götüren İngiltere İçişleri Bakanlığı, temyiz davasını kazanınca, 23 Mayıs 2006 yılında bir Brian Haw’ın yaşadığı çadıra büyük bir polis baskını gerçekleşti ve baskında birlikte İngiliz Hükümeti’ni eleştiren birçok poster ve afiş toplandı ancak buna rağmen Haw yerinden edilemedi. 2007 yılında Channel 4 televizyonunun “En Etkili Siyasi Figür” olarak seçilen İngiliz Hükümeti’nin bir türlü baş edemediği Brian Haw, birçok müdahaleye rağmen bugün hala parlamentonun karşısında protestosunu sürdürüyor. 

IRAK VE AFGANİSTAN’DAKİ KATLİAM FOTOĞRAFLARI…
Küçük kamp çadırının yanında Irak ve Afganistan’da öldürülen masum insanların fotoğraflarının sergilendiği alanda görüşmek istediğimiz Haw’ı, başındaki kaskla, sandalyesine oturmuş bir yandan sigara içerken diğer taraftan gazetesini okurken görüyoruz. Çadırın hemen önünde, parlamentonun önünden geçen turistlerin şaşkınlıkla baktığı ve ne söylediğini anlamaya çalıştığı bir kadın, elindeki hoparlörlerden hükümeti protesto ediyor. “Askerlerimizi Afganistan’dan geri çekin. Daha dün 8 İngiliz askeri Afganistan’da öldü. Kimin için? Bizlere yalan söyleyen, kirli işler yapan hükümet için” diye bağırıyor. Brian Haw’ın hemen iki adım ötesindeki sandalyede oturmuş ve Alman olduğunu söyleyen 20′li yaşlarda birisi ise kitap okuyor. Çadırın arka tarafında bulunan Filistin bayrağı altında Arap asıllı iki kişi sohbet ediyor. 

“SÜREKLİ AYNI ŞEYLERİ SÖYLEMEKTEN YORULDUM”
Merhaba diyerek kendimi tanıtıyorum ama Haw, ilgisiz bir şekilde, gazetesini okumaya devam ediyor. Sonra Brian Haw’ı haftada iki kez ziyaret ettiğini sonradan öğrendiğim 70 yaşlarındaki arkadaşı yanıma geliyor. “Brian şu an psikolojik olarak çok yorgun. O yüzden konuşmuyor” diyor. Brian Haw ile konuşma konusunda ısrar edince bu kez o soruyor Haw’a. Haw sinirli bir şekilde bana dönerek, “Sürekli aynı şeyleri söylemekten yoruldum. Gazeteciler geliyor buraya ama ne söylediğimi değil, yazmak istediklerini yazıyorlar” diyor. Ben de “Ne demek istediğinizi anlıyorum” diyorum. 

“BENİM YAŞADIĞIM ACI, IRAK VE AFGANİSTAN’DAKİ ACIYLA KIYASLANAMAZ”
Sonra konuşmaya devam ediyor: “Hayır benim 8 yıldır çektiğimi kimse anlayamaz. Ama benim çektiklerim, Irak ve Afganistan’daki masum çocukların, kadınların, erkeklerin çektiklerinin yanında hiç bir şey. Bana gelip ne yaptığımı soracağınıza, diktatörlüklerin masum insanları öldürmesini engelleyin. Aynı şeyleri defalarca söylemekten yoruldum. Gazeteciler hep aynı şeyi yapıyor. Irak’taki, Afganistan’daki acıları yansıtacaklarını, buraya geliyorlar. Kimse bu diktatörlüğün (İngiliz hükümetini kast ediyor) Afganistan ve Irak’a yaşattığı acılardan bahsetmiyor.”

“DİKTATÖRLÜK SONA ERENE KADAR BURADAYIZ”
“Artık konuşmak istemiyorum” diyen Brian Haw’la fotoğraf çektirdikten sonra bu sefer yine o 70′lİ yaşlarda olduğunu tahmin ettiğim arkadaşı ve bir anlamda ‘basın danışmanı’ yanıma geliyor ve şöyle diyor: “Brian çok yorgun, ben size konuşayım. Biz bu diktatörlüğe (parlamento binasını gösteriyor) karşı buradayız. Brian, 8 yıldır burada masum insanların öldürülmesini protesto ediyor. 2006 yılında polis zoruyla buradaki asılı birçok pankart toplatıldı. Ama biz buradan gitmedik, diktatörlük sona erene kadar da gitmeyeceğiz. Bakın, dünyanın silahlanmaya harcadığı paranın dörtte biri dünyadaki tüm insanları doyurmaya, giydirmeye, eğitmeye yetecek durumda. Sadece ABD’nin askeri harcamasının yüzde 62’si tüm dünyayı doyurmaya yeter. Amerika’nın yöneticileri çok tehlikeli ama aynı zamanda çok zayıf. Eğer zayıf olmasalardı, bugünkü işgaller gerçekleşmezdi.”

Brian Haw’ın çadır evinden ayrılırken arkadaşları ve kendisiyle vedalaşıyoruz ama Haw bu sefer daha sakin: “Yine beklerim. Ben diktatörlük sona erene kadar buradayım.”

3- İngiliz milletvekili Fox: “AB’ye alınmayan Türkiye, Rusya ve Ortadoğu’ya yönelecektir”

Türkiye’nin Muhafazakar Partili Dostları adlı lobi grubu ile Westminster Kuzey Muhafazakarlar Derneği tarafından düzenlenen toplantıda konuşan Muhafazakar Partili Gölge Savunma Bakanı Liam Fox, Türkiye’nin jeopolitik konumu, NATO içindeki varlığı ve enerji güvenliği konusundaki rolü bakımından oldukça önemli bir yeri olduğunu, ancak AB içindeki Türk karşıtı tavırlar ve yabancı düşmanlığı nedeniyle, bunların riske atıldığını ifade etti.

İngiliz Bakan, Türkiye’nin AB’ye girmesini istemeyenlere de uyarıda bulunarak, Türkiye’nin AB üyesi olmaması ve batılılaşmaması durumunda, Rusya ve Orta Doğu’ya yönelmesinin söz konusu olabileceğine dikkat çekti.

Konuşmasında, Orta Doğu’daki nükleer silahlanmanın olumsuzluklarına da değinen Fox, İran’daki nükleer silah üretiminin durdurulması gerektiğini, özellikle bu hafta İran’da gelişen olayların da, bunu kanıtlar nitelikte olduğunu söyledi. Gölge Bakan ayrıca, İran’da nükleer silah üretimi olması durumunda, Türkiye’nin ve diğer ülkelerin de bunu isteyebileceğini, böylece nükleer silahlanmanın gittikçe artacağına değindi.

İngiliz Bakan Türkiye’nin İngiltere için, hem politik ve hem askeri anlamda çok önemli bir partner olduğunun da altını çizerek, Türkiye’nin İslam dünyasında bulunduğu yer nedeniyle de büyük bir öneme sahip olduğunu ifade etti.

Batılı görünümlü liberal ve laik Türkiye’yi AB’de görmek istediklerini de sözlerine ekleyen Gölge Savunma Bakanı Fox, bunun AB için bir avantaj olduğunu ve Muhafazakar Parti iktidara geldiğinde, bunu yapmaya çalışacaklarını söyledi.

Yaklaşık iki saat süren toplantıya, Türkiye’nin Londra Başkonsolosu Bahadır Kaleli ve eşi Serra Kaleli, Londra’daki Türk büyükelçiliğini temsilen Sadık Arslan, Türkiye’nin Muhafazakar Partili Dostları’nın kurucularından Ertan Hürer ve Dr. Onur Çetin ile yaklaşık 70 kişi katıldı.

Türkiye ile İngiliz Muhafazakar Parti grubu arasında güçlü bağlar kurmayı amaçlayan, Türkiye’nin Muhafazakar Partili Dostları Grubu, 20 İngiliz milletvekili, 2 Lord, 3 Avrupa Parlamentosu milletvekilinin de aralarında bulunduğu 200′ün üzerinde üyeye sahip. 

Tags: ,

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.

  • Change This Footer

    This Footer is easily and completely editable with widgets.

    Log into your admin panel, click on "Design" followed by "Widgets". From there you can arrange this sidebar by draging the options into their respective places on this sidebar.

    More information on using widgets can be found here.

    (This note will not be displayed once you have widget-ized this sidebar)